İyi Parti Çaybaşı İlçe Başkanı Ahmet Altun, İlküvez Mahallesi’nde 7 muhtarın ortak kullanımı olan muhtarlık ofisinin Çaybaşı Belediyesi zabıtaları tarafından kapatılarak tabelasının sökülmesi olayına yönelik tepki niteliğinde açıklamalarda bulundu. Altun, esnaf odası seçimleri biter bitmez oda başkanını desteklemeyen esnafların kapısına zabıta gönderildiğine dikkat çekti ve belediye başkanlığının siyasi ağalık olarak görüldüğünü vurguladı. Altun, o tabelayı söktürenlerin yarın o tabela altında hesap vermesinin kaçınılmaz olduğunu vurguladı.
İyi Parti Çaybaşı İlçe Başkanı Ahmet Altun’un konuya ilişkin olarak sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda şu ifadelere yer verdildi:
YEREL DEMOKRASİYİ EZEN BU ZİHNİYET, HALKIN İRADESİNDEN KORKUYOR!
Ordu’nun Çaybaşı ilçesinde, muhtarların ortak kullanımında olan kamuya ait bir alanın, tek bir tebligat dahi yapılmadan; hukuka, usule ve akla aykırı biçimde kapatılması, tabelasının sökülmesi ve kapısının kilitlenmesi idari bir tasarruf değil, açık bir siyasi cezalandırmadır.
Bu yapılan ne hizmettir ne de düzenlemedir.
Bu yapılan, sandıkta alamadığını zorla almaya çalışanların, devlet gücünü şahsi hırslarına peşkeş çekmesidir.
Çaybaşı Esnaf Odası seçimlerinde, iktidar gücünün işaret ettiği adaya oy vermedikleri için muhtarların ve esnafın hedef haline getirilmesi; demokrasiyle kavgalı, halk iradesiyle sorunu olan bir zihniyetin açık itirafıdır.
Buradan açıkça söylüyoruz:
Belediye başkanlığı siyasi ağalık makamı değildir.
Muhtarlar emir eri değildir.
Esnaf oy makinesi değildir.
Bu halk da biat edecek bir kitle değildir.
Zabıtayı öfkesine kalkan yapan bu anlayış; hukuku ayaklar altına almış,
kamu gücünü tehdit aracına dönüştürmüş, devleti kişisel hesaplaşmanın sopası haline getirmiştir.
Bu düpedüz yetki gaspıdır.
Bu düpedüz gözdağıdır.
Bu düpedüz sandığa karşı açılmış bir savaştır.
Muhtarlara “yanımda durmazsan kapını kilitlerim” demek;
esnafa “oy vermezsen dükkânına zabıta yollarım” mesajı vermek;
seçme hakkını cezalandırmak, halkın iradesini rehin almaktır.
Soruyoruz:
Esnaf Odası seçimi biter bitmez,
oy vermeyen esnafların işyerlerine zabıta neden gönderildi?
Kimin talimatıyla, kimin hırsıyla, kimin intikam duygusuyla?
Hani birlik, hani beraberlik, hani adalet?
Yoksa bu sözler sadece kürsülerde mi geçerli?
Şunu herkes aklına kazısın:
Bugün tabelayı söktürenler,
yarın o tabelanın altında hesap verir.
Bugün kapıları kilitleyenler,
yarın halkın vicdanında kapana kısılır.
Makamlar kimsenin tapulu malı değildir.
Koltuklar babadan oğula miras değildir.
Devlet, kişisel kinlerin oyuncağı hiç değildir.
En vahimi şudur:
Bazıları artık utanmayı da kaybetmiştir.
Hukuksuzluktan utanmayan,
adaletsizlikten utanmayan,
kul hakkı yemekten yüzü kızarmayan bir anlayışla karşı karşıyayız.
Ama boşuna heveslenmesinler.
Bu halk unutmuyor.
Kim baskı yaptıysa,
kim iradeye çöktüyse,
kim devleti sopa gibi kullandıysa
sandık geldiğinde adını kalın harflerle yazdırır.
Ve o gün geldiğinde: Zabıtalar susar, tabelalar konuşur,
hesap da tek tek sorulur.
Çünkü sorun beklentinin yüksek olması değil, kapasitenin düşük kalmasıdır…