Mayıs ayını kendimi bildim bileli sevmişimdir. Belki de bu ayda ve bugün dünyaya geldiğim içindir bilemiyorum. Öncelikle Hıdırellez bayramınızı en samimi duygularımla kutluyorum ve kısaca sizlere hıdrellezden bahsedeceğim:
Hıdırellez, 5-6 Mayıs tarihlerinde kutlanan, kışın bitip sıcak yaz günlerinin başladığı, doğanın uyanışını, bolluk ve bereketi simgeleyen mevsimlik bir bayramdır. Hıdırellez, 5 Mayıs akşamı başlayıp 6 Mayıs ikindi vaktine kadar süren, doğanın uyanışını, bolluk ve bereketi simgeleyen geleneksel bir ritüeldir.
Ünye’de Hıdırellez hem bireysel ritüellerle evlerde, hem de organize edilen tören ve kahvaltılarla coşkulu bir şekilde kutlanmaktadır. Yine Ordu/Gürgentepe Belediyesi ve halk tarafından baharın ve bolluk-bereketin simgesi olan hıdırellez ilimizde de kutlanmaktadır.
Hıdırellez’i yoğun bir inançla her kesimin kutladığı bir yer olarak da gezip gördüğüm bir yerden; Amasya’dan bahsedeceğim:
O gün herkes işlerini bırakır, bolluk ve bereketin simgesi olan su kenarlarında ve yeşil alanlarda buluşup o günü keyifle davul zurna eşliğinde kutluyorlar.
En yaygın ritüeller arasında gül ağacının altına dilek gömmek/asmak, ateşten atlamak, cüzdanları açık bırakmak, taze soğan veya bakliyat ile bereket duası yapmak, dileklerini ev, araba bir kâğıda çizip suya bırakmak gibi bir çok ritüel yer alır. İnsanlar Hz. Hızır’ın ruhu için lokma döker, hatta kurbanlar bile kesilirdi. İnsanlar Hıdırellez’le ilgili çeşitli maniler atarlar, ve Hz.Hızır ile Hz. İlyas’ın birbirleriyle buluştuğu gün olarak o güne yürekten inanırlardı.
Amasya ve ilçelerinde yaşayan insanlar 6 Mayıs Hıdırellez gününü bir bayram coşkusuyla kutluyor ve maneviyatı yoğun olan bu geleneğe var güçleriyle sahip çıkıyorlar. O ilçelere köylere giderek, bizzat şahit olduğum ritüellerden bahsediyorum aslında. İnsanların ruhuna o kadar çok işlemiş ki, röportaj yaptığım her insandan “Bugün kapıya gelen geri çevrilmez, eli boş gönderilmez asla..” cümlelerini duyuyordum. İnsanlar işlerini güçlerini bırakıp, o gün Mesire(Piknik)alanlarına gidiyorlar ateş yakıp mangallar yemekler eşliğinde sevdikleriyle vakit geçiriyorlardı.
Röportajlarda en tuhafıma giden ritüellerden biri ise şudur: O gece Hz. Hızır’ın evlerine geleceğine inanıp, un eleyip, evin yüksek bir köşesine veyahut bir sandığın içerisine yerleştirip sandığı kilitleyip diğer gün sandığı açtıklarında eledikleri unun üzerinde 5 parmak insan el izi gibi bir iz gördüklerinde Hz. Hızır’ın o gece eve geldiğine ve bolluk bereket getirdiğine inanılırdı. Bu yüzden herkes o güne 5 Mayıs akşamından hazırlık yapardı.
Bu değerli gelenekler; bizim kimliğimize ayna tutan çok güçlü tarih hafızalarıdır. Coğrafyamızın çoğu yörelerinde 6 Mayıs Hıdırellez Bayramı olarak mesire (Piknik) alanlarında hala kutlanmaya devam etmektedir.
Son olarak güzel bir Hıdrellez manisi ile sizlere veda ediyorum :
Karanfilim sarkarım, Açılmaya korkarım, Yar kapıdan girince, Ölü olsam kalkarım.
Çekmecenin kilidi, Üstünü güller bürüdü, Sen orada ben burada, Olan ömrüm çürüdü..
Emine Çakır – 5 Mayıs 2026