Çok şükür ki hayatımın hiçbir kesiminde türbeci olmadım. İnsanın aracıya ihtiyaç duymasını bir noktaya kadar anlayabiliyorum ama bunu denli abartmak, bu kadar batıla tapmak inanılır gibi değil. Ülkemizin her yeri türbe dolu; bu yüzden türbe inancının bu kadar yaygın olmasını anlıyorum ama oradakinin sadece bir mezar olduğu unutuluyor.
Sorsan her yer veli, âlim, bilmem kim babalar… Saygı duyulması ve mezar ziyareti tamam, orada hemfikiriz ama talepte bulunmak, medet ummak, “Şu babaya mum yakarsak duamız kabul olur,” kafası çok başka bir kafa bence.
Hastalanıyorsunuz ve hemen bir ses yükseliyor: “Nazar değdi, şu hocaya götürelim.” Bekârsınız, kendinize uygun birini bulamadınız; hemen reçete hazır: “Bilmem kim babanın türbesine gidelim, bir kilit açalım.” Aynı şey üfürükçülerde de var. Bir mezar taşından medet ummakla, ne idüğü belirsiz birinden mucize beklemek arasında hiçbir fark yok bence.
Hasta bir insanı türbe türbe gezdirmek ne kadar mantıklı? Çocuk sahibi olmayan bir insanı ya da psikolojik sorunları olan gençleri hoca adı altında üfürükçü üfürükçü gezdirmek… Durumun istismara ne kadar açık olduğunun herhalde farkındasınızdır.
Çaresizliği, muhtaçlığı hepimiz biliriz; hepimiz darlandık, hepimiz çıkmaza girdik ama yüzümüzü mezara çevirmedik. Ben artık ülkenin yerel turizminin yüzde 80 kadarını türbeler sayesinde yaptığına inanmaya başladım. İster “umut turizmi” deyin, isterseniz “manevi ticaret“; insanlar artık bir şehre tarih öğrenmeye, doğayı seyretmeye değil, türbe kapılarına gidiyor.
Açık konuşalım millet; eğer bir gün kendinizi o rezil sabah programlarına konu olmuş, “Dolandırıldım, kandırıldım, onurumla oynandı” diye ağlarken bulmak istemiyorsanız, böyle şeylerden uzak durun. Son olarak eklemek isterim ki; İslam’da böyle şeyler yok. Din adı altında yaptığınız bu şeyler çok günahtır. Bazen de bana ne deyip geçmek istiyorum ama üzülüyorum da.
Neyse…
Hadi bir mum da sen yak! İster üfürükçüye, ister ilime bilime! Ölüden medet umup diriye eziyet etmek de sana kalmış.