Etiket: Esma Kocakoç Ocak
Bir süredir köşe yazamadım, bir şeyler karalayamadım. Çünkü şu sıralar kütüphanede çalışıyorum ve kitaplara sarmış durumdayım. İnsan binlerce sayfanın, yüzlerce farklı dünyayı sessizce raf aralarında saklandığı o koridorlara girince, ister istemez o atmosferin içine çekiliyor. Açık konuşmak gerekirse uzun zamandır elime kitap almıyordum. Fahiş fiyatlardan dolayı prensip olarak para vermiyorum...
Nefes alıyor olmak, kalbin çarpıyor olması bir insanın yaşadığına kanıt mıdır? Yoksa biz sadece ölmediğimiz için kendimizi yaşıyor mu zannediyoruz? Gelin, kendimize karşı dürüst olalım. Sabah aynı saatte uyanıyor, aynı yollardan geçiyor, aynı insanlarla aynı sığ muhabbetleri çeviriyor ve akşam kafayı yastığa koyup günü kazasız belasız kapatmanın huzuruyla uyuyoruz. Ertesi...
Bir eğitim yılının sonuna daha geldik. Bu günlerde herkes fındık hesabı, yaz planı yaparken, ben geriye dönüp baktığımda bu yılın neredeyse yarısını Halk Eğitim Merkezinin o kurs sıralarında geçirdiğimi görüyorum. Ve lafı hiç dolandırmadan söyleyeyim: Bu durum beni ziyadesiyle memnun etti. Küçük şehirde yaşamanın en büyük sıkıntısı insanı uyuşturan rutin...
Haziran ayı geldi mi Karadeniz’in ritmi ikiye bölünür. Bir tarafta çarşıda deniz havası alanlar, diğer tarafta köyde tırpan sesiyle çalışanlar… Burası; kırk yılda bir köye gelen, her seferinde yerleşme planı yapan ama köye taş çatlasa bir hafta dayanabilenler diyarı. Geçen gün köydeydim, bilen bilir İlküvez’de (memleketim epeyi güzeldir bu arada)....
Futbolun sadece 22 kişinin bir topun peşinden koştuğu sıradan bir oyun olmadığını en iyi bu coğrafyanın insanı bilir. Bir nesil düşünün; Dünya Kupası arenasındaki o ihtişamlı sahnede kırmızı-beyaz formayı canlı yayında hiç görmemiş, o tarifsiz coşkuyu yaşayamamış, efsaneleşmiş anları sadece eski YouTube videolarından ve belgesellerden izleyerek büyümüş koca bir insanlık…...
Kurban Bayramı’nın yaklaşmasıyla birlikte her yıl fıkıh panellerinden sosyal medya tartışmalarına kadar uzanan o tanıdık döngünün içine giriyoruz. Geleneksel kültürümüzde yardımlaşmanın altın kuralı bellidir: “Komşusu açken tok yatan bizden değildir.” Yardıma her zaman en yakından; akrabadan ve komşudan başlanır. Ülkemizin pek çok yerinde; köylerde, taşra mahallelerinde asgari ücretle geçinmeye çalışan,...
Birinci Dünya Savaşı bitmiş, Mondros Ateşkes Antlaşması imzalanmış ve Anadolu dört bir yanından işgal edilmeye başlanmıştı. İstanbul hükümeti çaresizdi. Ancak Mustafa Kemal, çözümün İstanbul’daki saraylarda değil, Anadolu’nun bağrında, milletin iradesinde olduğuna inanıyordu. Mustafa Kemal, Saray tarafından 9. Ordu Müfettişi olarak görevlendirildi. Görünürdeki görevi bölgedeki asayişi sağlamak, İngilizlere ve saraya karşı...
Arzu’nun anısına saygıyla… Dünya, kimilerinin sadece seyretmekten zevk aldığı, kimilerinin ise çiçeklerini hoyratça koparıp atmayı kendinde hak gördüğü koca bir bahçe. Ama bu bahçede öyle çiçekler var ki, daha tomurcuk veremeden sökülüyor. Konuyu uzatmaya gerek yok, bahsettiğim çiçekler gibi hayattan koparılan “genç kadınlar”dan, vefatının sene-i devriyesi vesilesi ile Arzu’yu konuşmak...
Önümüz 1 Mayıs İşçi ve Emekçi Bayramı… Şimdiden tüm memurlarımıza ve tatil planı yapanlara iyi istirahatler dilerim. Zira bu ülkede “bayram” kavramının kime tatil, kime ekstra mesai getirdiği üzerine biraz kafa yormak gerekiyor. Meydanlar dolacak, pankartlar açılacak, “emeğin kutsallığına” dair en afili nutuklar birbiri ardına sıralanacak. Ancak o meydanlardaki coşku...
Çok şükür ki hayatımın hiçbir kesiminde türbeci olmadım. İnsanın aracıya ihtiyaç duymasını bir noktaya kadar anlayabiliyorum ama bunu denli abartmak, bu kadar batıla tapmak inanılır gibi değil. Ülkemizin her yeri türbe dolu; bu yüzden türbe inancının bu kadar yaygın olmasını anlıyorum ama oradakinin sadece bir mezar olduğu unutuluyor. Sorsan her...
Meşhur bir hikaye var; her sabah penceresinden bakıp karşı komşusunun astığı çamaşırların ne kadar kirli olduğundan şikayet eden bir kadınla ilgili… Kadın, komşusunun çamaşır yıkamayı bilmediğinden bahseder durur. Ta ki asıl kirin komşusunun çamaşırlarında değil, kendi penceresinde olduğunu fark edene kadar.İşte toplumda da kural şudur: Kusur daima karşı kaldırımdadır. Başkasının...