Yolum bu kez Bursa’ya düştü. Üstelik pek planlı, programlı da değildi. Çoğu zaman iş için gittiğim şehirlerin tarihine, kültürüne, ruhuna dokunmaya fırsat bulamamışımdır. Ama bu defa durum farklıydı. Çünkü Bursa’ya adımımı atar atmaz bir adam tanıdım: Ercan Aydoğdu.
Bursa’ya “evliyalar şehri” denmesinin boşuna olmadığını daha ilk durakta anladım. Geziye, Mevlid-i Şerif’in yazarı İslam âlimi Süleyman Çelebi’nin kabrini ziyaret ederek başladık. Daha o ilk anda şehrin üzerinde hissedilen o ağırbaşlı manevi atmosfer, günün nasıl geçeceğinin habercisiydi.
Ardından Karagöz Müzesi’ne geçtik. Hepimizin çocukluktan bildiği Hacivat ile Karagöz’ün, inşaatlarda taş duvar işçisi olarak çalıştıkları ve nüktedan tavırları nedeniyle işlerin aksadığı gerekçesiyle idam edildiklerine dair anlatı beni fazlasıyla etkiledi. Doğrusu, bunu ya tarih derslerinde yeterince öğrenemedik ya da o yaşlarda idrak edemedik. Bursa’da insan, bildiğini sandığı tarihi yeniden öğreniyor.
Şehrin her köşesi adeta yaşayan bir açık hava müzesi. Osmanlı’nın kuruluş nefesi hâlâ sokak aralarında dolaşıyor. Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’un fethine giden süreçteki hamleleri, gemileri karadan yürüten komutan Hamza Bey’in hatırası, padişahların, sadrazamların ve kadıların izleri… Hepsi Bursa’nın dokusunda canlılığını koruyor.
Bu yolculuğu benim için sıradan bir gezi olmaktan çıkaran ise Ercan Aydoğdu’nun anlatımıydı. Kendisi bir akademisyen değil, tur rehberi değil henüz, bir fabrika çalışanı. Ama Osmanlı tarihine olan hâkimiyeti, hitabeti ve olayları mantık örgüsü içinde aktarma biçimi birçok tarih meraklısına taş çıkarır cinsten. İşten gelip yemeğini yedikten sonra telefonunda hikâye kaydırmak yerine padişahların hayatını, savaşları, fetihleri araştıran bir isim Ercan Aydoğdu.
Aslen Ordu’nun Çaybaşı İlküvez Mahallesi’nden hemşehrim… Ama yılların birikimiyle Bursa’yı adeta ilmek ilmek öğrenmiş, yaşayan bir şehir hafızasına dönüşmüş.
Gün boyunca ziyaret ettiğimiz mekânlar ise Bursa’nın neden sıradan bir şehir olmadığını bir kez daha gösterdi: Muradiye Külliyesi ve içindeki şehzade türbeleri, Osman Gazi Türbesi, Orhan Gazi Türbesi, Emir Sultan Türbesi, Yeşil Türbe, Yeşil Camii ve elbette Bursa Ulu Camii… ve saymakla bitiremeyeceğimiz birçok makam ve bilgi…
Ulu Cami’nin içine adım attığınızda İstanbul’daki büyük camilerden farklı bir his sarıyor insanı. Daha sakin, daha derin, daha içine çeken bir atmosfer… Bursa’nın telaşsız ruhu orada daha net hissediliyor. İki satırla anlatılacak bir yer değil; derler ya “anlatılmaz yaşanır” öyle bir yer Bursa Ulu Cami. Yine Ercan hocam sağ olsun öyle güzel anlattı ki burayı ve menkıbeleri. Bursa Ulu Cami’ni Türkiye’nin en derin yaşandığı manevi iklimlerden. İslam alimleri de burayı 5. makam olarak konumlandırıyor.
İslam’da en yüksek mertebeli ibadethane Mekke’deki Mescid-i Haram’dır.
Diğer Sıralama ise şöyle:
1. Mescid-i Haram (Mekke)
2. Mescid-i Nebevi (Medine)
3. Mescid-i Aksa (Kudüs)
4. Emeviye Camii (Şam)
5. Bursa Ulu Camii / Diyarbakır Ulu Camii
Şu notumu da aktarmadan geçmeyeyim. Bursa Ulu Cami duvarındaki Vav harfi dikkatimi çekti. Yine Ercan hocamın anlatımıyla öğrendik ki Hz. Hızır Aleyhisselam’ın bu Vav harfi önünde namaz kıldığı rivayeti yaygın. Vav harfi Yüce Allah’ın El Vahid ismini de temsil eder. Birlik beraberliğin, teslimiyetin ve sonsuzluğun da işaretidir aslında.
Ziyaretin en duygusal anlarından biri de Zeki Müren’in kabri başında yaşandı. Sanat Güneşi’nin Bursa ile kurduğu gönül bağını o an daha iyi anlıyor insan.
Bu anlamlı gezi boyunca bizlere eşlik eden, okul yıllarından arkadaşım ve İlküvez’den kapı komşum Enes Karayiğit’e de ayrıca teşekkür borçluyum. Kıymetli ailesiyle birlikte gösterdikleri samimi misafirperverlik, Bursa hatıramın en sıcak köşesinde yerini aldı.
Günümüz insanı artık bir şehri sadece gezip fotoğraf çekmek için ziyaret etmiyor. O şehrin hikâyesini, ruhunu, hafızasını arıyor. Bursa ise sadece üzerindeki güzelliklerle değil, altında yatan derin tarih ve maneviyatla da nadide bir şehir. Bu maneviyatı, tur rehberlerine taş çıkaran ve bu gönüllü tarih elçiliğini yüreğine kadar hissederek yaşayan Ercan Aydoğdu hocam vesilesi ile tatma fırsatı buldum. Teşekkür ederim.
Bir günlük seyahat elbette yetmedi. Zaten böyle kadim bir şehre yetmesi de mümkün değildi.
Bir sonraki Bursa ziyaretinde, bu ruhu daha derin solumak ümidiyle…
Ercan Aydoğdu (sağda) ile birlikteEnes Karayiğit (sağda) ile birlikte
Adamdır kendisi