İlişkiler üzerine ne kadar konuşsak da, dönüp dolaşıp aynı yere geliyoruz.
İnsanlar artık sevmeyi değil, sevgiyi sürdürmeyi unutuyor.
Oysa bir ilişkiyi ayakta tutan yalnızca “Seni seviyorum.” cümlesi değildir. O cümleyi her gün yeniden doğrulayan karakterdir. O karakterin adı da sadakattir.
Bugün birçok insan, sevdiği kişi için elinden geleni yapıyor. Geleceğini planlıyor, emek veriyor, fedakârlık ediyor. Birlikte yaşlanmayı hayal ediyor.
Fakat bazen bütün bu emeklerin karşısında çok farklı bir tablo çıkıyor.
İlişkinin bir tarafı geleceği konuşurken, diğer taraf sessizce başka ihtimalleri yokluyor. Belki yeni tanışıklıklar, belki gizlenen mesajlar, belki de “Daha iyisi var mı?” arayışı…
En acısı ise bunların çoğu zaman ilişki bitmeden başlaması.
Ve gün geliyor…
Sadakati zedeleyen taraf, ilişkiyi bitirirken bütün suçu karşısındakinin eksiklerine yüklüyor.
“Yeterince ilgi göstermedin…”
“Beni anlamadın…”
“Artık eskisi gibi değildin…”
Bu cümleler bazen gerçekten yaşanmış sorunların ifadesidir. Ama bazen de çok daha önce başka yönlere çevrilmiş bir kalbin kendine mazeret üretme biçimidir.
Çünkü vicdan, aldığı kararın yükünü hafifletmek ister.
İnsan, kendi tercihini haklı gösterebilmek için karşısındakinin eksiklerini büyütmeye başlayabilir.
Böylece asıl mesele gözden kaçar.
Konuşulmayan mesajlar…
Gizlenen tanışıklıklar…
Sessizce yürütülen başka beklentiler…
Ve ilişkiyi çoktan içeriden tüketmiş başka arayışlar…
Bütün bunlar çoğu zaman görünmez olur.
Geride kalan kişi ise gerçekten hatanın yalnızca kendisinde olduğuna inanır. Oysa belki de eksik olan sevgisi değil, karşısındaki insanın sadakatidir.
Son yıllarda dikkat çeken başka bir değişim de var.
Toplumda uzun yıllar “erkek sadakatsiz olur” algısı konuşuldu. Oysa bugün çevremize baktığımızda, sevdiği insana bağlı kalan, yıllarını tek kişiye adayan ve aldatılınca sessizce dağılan birçok erkek de görüyoruz. Elbette bunun tersi de var. Çünkü sadakatin cinsiyeti yoktur; karakteri vardır.
İşte bu yüzden bir ilişkiyi değerlendirirken sadece kimin daha çok sevdiğine değil, kimin daha sadık kaldığına da bakmak gerekir.
Çünkü sevgi, güzel sözlerle başlar.
Ama sadakatle yaşar.
Ve bazen bir ilişkiyi bitiren şey, sevginin bitmesi değildir.
Bir tarafın, sevgiyi koruyacak karakteri çok daha önce kaybetmiş olmasıdır. Ve yazık olmuştur onca yaşanmışlığa, onca emeğe, onca hayallere ve inşa edilmeye başlanan geleceğe…