İnsan, hangi kalabalığın içine girerse girsin yalnızdır. Bunun farkında olanlar kendine sığınır. Kendi kapısını içeriden kapatıp o sessizliğin tadını çıkarır.
Dışarıdan bakınca yalnız, sessiz ya da yabani olduğunu düşündüğümüz kişiler de belki kapıyı içeriden kilitlemişlerdir. Dışarıdakiler içeride yalnız olduğunuzu düşünür; oysa içeride tek başınıza değilsinizdir. İçeride huzur, dinginlik ve siz varsınızdır. Çevremizdekiler her ne kadar bunun bir mecburiyet ya da kusur olduğunu düşünseler de bu bilinçli bir tercihtir.
Bu bir kaçış değil, kendimizle baş başa kaldığımız bir sığınaktır. İnsan, kalabalığın getirdiği o sahte ve yüzeysel onay mekanizmalarından yorulduğunda, kendi sesini duyabilmek için sessizliği seçer.
Kapıyı içeriden kilitlemek dünyaya küsmek değil, kendi iç dünyana duyduğun saygının bir göstergesidir. Kendi kapısını kilitlemeyi başaran insan, anahtarın sadece kendi elinde olduğunu bilir. İçeride kalan sessizlik bir boşluk değil; zihnin dinlendiği, düşüncelerin berraklaştığı ve insanın kendi özüyle baş başa kaldığı bir zenginliktir.
Bazen beni de yabani olarak nitelendirenler oluyor. Açıkçası bazen ben de kapıyı içeriden kilitliyorum; çünkü içerisi hiç fena değil.