Seçim havası ufuktan esmeye başladı bile. Normal takvime bakarsanız sandığın 2028’de gelmesi gerekiyor ama Türkiye’nin ve bölgenin şu dengesiz siyasi zemininde rüzgarın yarın nereden, ne şiddetle eseceğini kestirmek imkansız.
Zira omurganın, ilkenin ve davanın yerini “günün adamı olma” sanatının aldığı bir dönemden geçiyoruz.
Daha düne kadar özellikle CHP kanadında mangalda kül bırakmayan, iktidara karşı en ön saflarda kılıç sallayan belediye başkanlarından tutun da parti yöneticilerine kadar birçok ismin, bugün AK Parti saflarına nasıl koşa koşa gittiklerini ibretle izliyoruz. Hem de ne gidiş! İçinden çıktıkları, büyüyüp yetiştikleri o siyasi evlerin bütün duvarlarını balyozla yıkarak, dün omuz omuza yürüdükleri insanlara en ağır sözleri savurarak gidiyorlar. Sadece iki ay önce ağzına geleni söylediği partinin rozetini bugün gururla takanlara bakıp “Siyasetin cilvesi” deyip geçelim mi? Hayır, geçmeyelim. Bu, cilve değil; açık bir siyasi savrulmadır.
Benzer bir tiyatroyu daha dün yerel seçimlerde de izlemedik mi? Sahada meydan meydan gezip AK Parti’ye atıp tutan, yeri göğü inleten, ardından Yeniden Refah Partisi logosunun arkasına sığınıp seçimi kazanan ve koltuğa oturur oturmaz soluğu yine AK Parti’de alan o belediye başkanlarını bu millet unutmadı. Kapalı kapılar ardında hangi pazarlıkların döndüğünü, kimlerin ne vaatlerle çark ettiğini yeri zamanı geldiğinde elbette öğreneceğiz. Olan oldu, biten bitti, atı alan Üsküdar’ı geçti.
Şimdi Sıra Gelecek Tufanda!
Genel seçimlerin o sağır edici gürültüsü şimdiden kulaklarımızı tırmalarken, Ordu yerelinde de kılıçların kınından çıktığını çok net görüyoruz. Sahaya şöyle bir alıcı gözüyle bakın; ne görüyorsunuz?
Geçmişte siyasette boy göstermiş ama bir süredir kenarda pusuda bekleyen o eski tüfekler aniden sahalara döndü. Düzenli olarak “vatandaşın derdiyle dertleniyormuş” gibi yapanlar, düne kadar sokağından geçmediği garibanın kapısını çalanlar türedi. Siyasetle, memleketin derdiyle uzaktan yakından alakası olmayan ama kartvizitine “İş Adamı” yazdırarak sahaya inen paraşütçüleri de ibretle takip ediyoruz. Kameralar önünde garibana yardım dağıtma yarışları, yetim başı okşama şovları tam gaz devam ediyor. Milletin aklıyla alay ediyorlar ama bu millet artık o sahte tebessümleri yemiyor. Demem o ki; Ordu’da o bildik, o buram buram menfaat kokan seçim rüzgarı esmeye başladı. oyunlar yeniden kurulmaya başlandı. Senin adamın benim adamın söylemleri de oldukça sık duyulur oldu. İlçeler zaten Ordu’nun ağzından çıkacak bir hecede dahi panik havasına hazır. Zaten birçok ilçe başkanının hedefi belediye başkanlığı. Bu sebepten mevcut belediye başkanı ile anlaşamayan parti ilçe başkanlarını da duymuyor değiliz. Gençlik kolları olsun, kadın kolları olsun, teşkilat ile belediyenin anlaşamamasından şikayetçi aslında ancak şimdilik fırtına öncesi sessizlik vakti. He tabi ki ilçe başkanı ile kol kola gezen belediye başkanlarını görmek de herkesi mutlu ediyor.
Görünen o ki, önümüzdeki seçim Ordu için tam bir meydan muharebesine sahne olacak. Gruplaşmalar, hizipleşmeler, “Senin milletvekilin, benim milletvekilim” kavgaları şimdiden alttan alta kaynıyor. Öyle bir ego savaşı var ki; Ankara’dan koparılıp getirilen sıradan bir yatırımın, ufacık bir hizmetin bile “Müjdesini ben vereceğim, kurdeleyi ben keseceğim” yarışına girmiş durumdalar.
Madenler Konuşulurken Kısılan Sesler
Peki ya Ordu’nun asıl meseleleri? Mesela şu günlerde memleketin bağrına hançer gibi saplanan maden konusu. Topraklarımız, ormanlarımız, su kaynaklarımız tehdit altındayken muhalefet milletvekilleri haklı olarak sesini yükseltiyor. Peki ya iktidar vekilleri? O mangalda kül bırakmayanların sesi neden bu kadar kısık çıkıyor? Hatta kimileri neden derin bir sessizliğe gömülmüş durumda? Ordu’nun toprağı rantın gölgesinde kalırken susanları bu tarih yazacak. Hadi hayırlısı diyelim.
Ankara’da, Beştepe’de “Seçimi zaten her türlü kazanırım” diyen bir Recep Tayyip Erdoğan rahatlığı ve özgüveni varken; aşağıda, Ordu yerelindeki teşkilatların kendi içlerindeki ekiplerle bile kıyasıya bir taht kavgasına tutuştuğunu görüyoruz.
Bugün aynı lüks restoranlarda, aynı protokol koltuklarında yan yana oturup kameralara sahte gülücükler dağıtanların; seçim sathı mailine girildiğinde birbirlerinin kuyusunu nasıl kazacakları, birbirlerinin yüzüne dahi bakmayacakları gün gibi aşikar.
Zaten Ordu siyasetinde hep böyle olmadı mı?
Siz oyunlarınızı kuradurun. Bakalım gelecek ne gösterecek? Biz buralarda olacağız.