Meşhur bir hikaye var; her sabah penceresinden bakıp karşı komşusunun astığı çamaşırların ne kadar kirli olduğundan şikayet eden bir kadınla ilgili… Kadın, komşusunun çamaşır yıkamayı bilmediğinden bahseder durur. Ta ki asıl kirin komşusunun çamaşırlarında değil, kendi penceresinde olduğunu fark edene kadar.
İşte toplumda da kural şudur: Kusur daima karşı kaldırımdadır.
Başkasının hatasını dilimize doladıkça, kendi hatalarımızın görünmez olduğuna inanırız. Kendi kusurumuzu “insanlık hali” diye aklarken, başkasının en ufak hatasını karakter meselesi haline getiririz.
Ama benim özellikle son zamanlarda özellikle gözüme batıyor; kimsenin konuşurken kendinden haberi yok gibi. Kendi evini görmezden gelip ortalıkta ahlaktan namustan dürüstlükten bahsedip duruyorlar.hatta o derece ki bilmesek inanacağız.
Başka biri hata yaptığı zaman sanki onların kendi hataları senaryodan siliniyor. Hem zaten bilirsiniz; “dün dündür, bugün bugündür” diye bir olay var. Bir günah işlendi ama o dündü bugün başkalarının günahlarını konuşucaz; dün dünde kaldı, Vegas’ta olan Vegas’ta kalır hesabı. Başkalarının açıklarını, kusurlarını takip etmemiz gerekiyor ki kendi suçumuzu örtbas edebilelim.
Bu her yerde böyle mahalle hayatı yada kariyer yönetimi farketmez hatta politika için bile aynı sözleri söyleyebilirim.