Dünya, kimilerinin sadece seyretmekten zevk aldığı, kimilerinin ise çiçeklerini hoyratça koparıp atmayı kendinde hak gördüğü koca bir bahçe. Ama bu bahçede öyle çiçekler var ki, daha tomurcuk veremeden sökülüyor.
Konuyu uzatmaya gerek yok, bahsettiğim çiçekler gibi hayattan koparılan “genç kadınlar”dan, vefatının sene-i devriyesi vesilesi ile Arzu’yu konuşmak istedim biraz.
Kimi bir cani tarafından fiziksel olarak hayattan koparılıyor, kimi ise toplumun “gelenek“, “el alem” ve “namus” adı altında ördüğü o duvarların arasında kendi sonunu seçmeye zorlanıyor. Yasalar önünde bu bir “int*h*r” vakasıdır ama ben buna “ölümü seçmek” değil, “ölüme sürüklenmek” diyorum.
Biz sadece dökülen yaprakları, solan gülleri görüyoruz. Ama o çiçekleri koparan sadece o tetiği çeken parmaklar değil; buna razı gelip sessiz kalıp bu adaletsizliğe göz yuman, hatta bunu normalleştiren, hak veren kirli vicdanlardır.
Adını rahmetle andığımız Arzu Ay (ÇAMYAR); Ordu’nun Çaybaşı ilçesi Aşıklı Mahallesinde ikamet eden evli ve çocuklu genç bir kadındı. Henüz 20 yaşındaydı. 16 yaşındayken yaşının büyütülerek evlendirildiğini hiç konuşmaya bile gerek yok. 11 Mayıs 2025 yılında hayattan koptu (koparıldı). Tam bir yıl önce bugün, bu saatlerde.
Ölümünün ardından neler neler konuşuldu, ama giden gitti bir kere!
Ailenin ve Arzu için tek yürek olanların gayretlerine rağmen “Kendi canına kıyma vakası” olarak konu kapandı ve daha bebek yaşta olan kızı devlet korumasına alındı. (Bahtın güzel olsun yavrum)
Canına kıydığı iddia edildi ama “NEDEN?” sorusu cevapsız kaldı. Birçok faili meçhul olay gibi, Arzu’nun hayattan kopmasına neyin sebep olduğunu belki de hiçbir zaman bilmeyeceğiz. Tahminlerimiz olabilir ama asla emin olamayız.
Vefatının yıldönümünde ARZU AY (ÇAMYAR) ve kader ortaklarını hüzünle ve rahmetle anıyor. Ailelerine Allah’tan sabır diliyorum.
Arzu AY